Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Kasım 2014

Kalbimizdesin 'Karaoğlan'

Berkan Meral Çarşamba, Kasım 05, 2014

20 Eylül 2014

Bilgisayarın Tarihçesi

Berkan Meral Cumartesi, Eylül 20, 2014

23 Aralık 2012

Tarihteki İlk Renkli Fotoğraf

Ben 1920′lerde veya 30′larda çekilmiştir diye tahmin ediyordum ancak dünyanın ilk renkli fotoğrafı ilginç biçimde 1872 yılında çekilmiş. Fransa’nın güneyindeki Agen isimli bir bölgeye ait olan bu kare Louis Arthur Ducos du Hauron isimli bir amcanın imzasını taşıyormuş. İlginizi çeker mi bilmem ama sağdaki yapı da St. Caprais Katedrali imiş. Bu tür şeyleri keşfetmek beni her zaman heyecanlandırmıştır. Düşünsenize üzerinden iki tane dünya savaşı geçmiş, Hitler doğup dünyanın anasını belleyip gitmiş, aya insan gönderilmiş, mikrodalga, cep telefonu, bilgisayar icat edilmiş ve 140 yıl öncesinden günümüze ulaşan bu fotoğraf sanki dandik bir makinayla birkaç yıl önce çekilmiş gibi duruyor.

Berkan Meral Pazar, Aralık 23, 2012

06 Mart 2012

İstanbul’un en güzel yerlerini canlı canlı izleyin


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, çoğu kimsenin haberdar olmadığı fevkaladenin fevkinde bir hizmeti var. İstanbul’un en güzel noktalarına yerleştirilen kameralar sayesinde İstanbul aşıklarına bu güzelim şehri 7/24 canlı olarak izleme imkanı sunuluyor, hem de yüksek kalitede.

Pierre Loti, Eminönü, Kız Kulesi, İstiklal Caddesi, Çamlıca, Sultanahmet ve daha bir çok “ah ulan şurda ne anılarım geçmişti be” noktası sadece bir tık uzağınızda. Hatta bazı yerler için sesli görüntü imkanı da sunuluyor.

İstanbul’u hemen izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz:
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/e-belediye/Pages/turistik_kameralar.aspx

Berkan Meral Salı, Mart 06, 2012

26 Ağustos 2011

En Değerli İnsan


İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek birbirlerine zekâ gösterisi yaparlardı.
Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynisi üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komsu ülke hükümdarına gönderildi.
Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.
Söyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: ..
“-Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynisi gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”

Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.

Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi. İyi okumuş, akilli ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.

Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.

Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci heykele de ayni işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı. Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komsu hükümdara cevabi yazdı:

“Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim.”….

Berkan Meral Cuma, Ağustos 26, 2011