07 Kasım 2011

Google’dan yumurtalar

Etiketler:

Hemen Google’a girin ve arama kutucuğuna şunu yazın: do a barrel roll (kopyala yapıştır yapmayın, çalışmaz çalışıyormuş). Önce bir şaşırın, eğlenin sonra da arkadaşlarınıza sanki kendiniz bulmuş gibi gösterip neşenize neşe katın. Ecnebilerin dediği gibi: hav’e fan! Kaynak:egonomik.com

Berkan Meral Pazartesi, Kasım 07, 2011

06 Kasım 2011

Kurban Bayramı

Etiketler:

"Oğlu İsmail'i bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.Ama RAB'bin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi. Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin." İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu." Allah hepimizi İsmail kadar değerli bir evlat,İbrahim kadar sözünün eri bir insan eylesin... Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun...

Berkan Meral Pazar, Kasım 06, 2011

04 Ekim 2011

Ahde vefa

Etiketler:


Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki
-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:
-Söyledikleri doğrumu diye sorar.
Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:
-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.
Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :
-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.
Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin…
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
-Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin’de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.
Hz Ömer dayanamaz derki:
-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalırki? der,
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,
-Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber (s.a.v)  efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr’ dan başkası değildir. Hz Ömer Amr ‘a dönerek
-Ey amr delikanlıyı duydun, der.
O yüce sahabi:
-Evet, ben kefilim der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medinenin ileri gelenleri Hz Ömere çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr ibni Asr’a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.
Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,
-Bu kefil babam olsa farketmez, cezayı infaz ederim.
Hz Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki,
-Biz de sözümüzün arkasındayız.
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz Ömer gence dönerek derki,
-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.
Genç vakurla başını kaldırır ve:
-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.
Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr’a derki,
-Ey amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?
Amr ibni Asr :
-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.

Berkan Meral Salı, Ekim 04, 2011

21 Eylül 2011

Haydi Kalk Ayağa!!!

Etiketler:



Eskiler bilir;
15 yıl şampiyonluk görmemelerine rağmen 16 yıl omuzlarında taşıdılar..
Çünkü onlar yüreğiyle Beşiktaş aşkıyla oynayanları çok sevdiler halada seviyorlar ...



Aynalarda gördüğümsün,
Ağladığım güldüğümsün,
Aynalarda gördüğümsün,
Çözemezler kördüğümsün sen.
Bilge bir kuş gökyüzünde,
Bak ne diyor son sözünde,
Yıkılma öyle.
Haydi kalk ayağa,
Yürü güneşe..

Berkan Meral Çarşamba, Eylül 21, 2011

15 Eylül 2011

Yozgat

Etiketler:

Yozgat isminin nerden geldiği efsanesi; İlin asıl adı BOZOK olup, zamanla Yozgat olarak değiştirilmiştir. Oğuzların BOZOK koluna mensup Türkmenlerin bu bölgeye akınıyla birlikte yöre BOZOK ismiyle anılmıştır. 1800'lü yıllara doğru bu ismin yanı sıra Yozgat adı da telaffuz edilmiştir. Yozgat adının kaynağı konusunda ise değişik söylentiler ileri sürülmektedir. Türkmenler ota yoz derler. Horasan'dan gelip Çapanoğlu Aşireti bu bölgeye yerleştiklerinde yemyeşil uzanıp giden bir otlakla karşılaşınca sürülerini bu otlağa bırakıp çadırlarını kurmuşlardır. Zamanla çadırların yerini taş ve kerpiç binalar almış ve küçük bir kasaba meydana gelmiştir. Türkmenler bu kasabaya Yoz Kant (Otlak Kenti) ismini vermişlerdir. Zamanla bu kelime Yozgat olarak halk diline yerleşmiştir.
 şeklinde her ilin bir efsanesi vardır malumunuz..Ama Yozgat farklıdır,bu ismin derin bir anlamı vardır..İşte Yozgat isminin gerçek efsanesi;
  Yiğit
  Onurlu 
 Zeki 
 Güvenilir
 Ahlaklı 
Türkiye sevdalısı

Berkan Meral Perşembe, Eylül 15, 2011

31 Ağustos 2011

Pehlivanın hikayesi

Bir pehlivan bir kıza aşık olur.O kız ki bir kral kızı…
Pehlivan kızı almak istiyor fakat mecbur krala çıkması lazım…Pehlivan işte parasız pulsuz çulsuz bi adam işte…
Kralın karşısına çıkıyor ve ben kızını seviyorum,aşık oldum almak istiyorum diyor..
Kral pehlivanın beklediği gibi çıkmıyor…Peki delikanlı diyor sana kızımı vereceğim çünkü hoşuma gitti senin tavrın..Ama bir şartım var diye ekliyor kral…Gideceksin Hz.Ali’nin kellesini getireceksin bana…
Pehlivan tamam diyor kabul ediyor aşk bu ya…
Çıkıyor yola gidiyor Hz.Ali’nin yanına…Hz.Ali’yi bir ağaç altında uyurken görüyor.Fırsat bu fırsat diyor tam o esnada kılıcını çekiyor,tam kafasına vuracakken ne olsun.Kılıç elinden kayıveriyor…
Kılıcın sesine Allahın Aslanı uyanıyor.Bakıyor bir tarafta kılıç,bir tarafta pehlivan yapılı bir adam…Hayırdır? Diyor.
Pehlivan her şeyi mertçe söylüyor.Ey Ali durum şudur:ben bir kız sevdim bir kralın kızıydı,kraldan kızı istedim.Kral dedi ki Ali’nin kellesini bana getir kız senindir.Ben de senin kelleni almaya geldim…
Hz.Ali doğruluyor ve yerdeki kılıcı alıyor ve pehlivana veriyor, al diyor vur kellemi…
İki gönlün arasına giren başın benim omuzlarımın üzerinde yeri yoktur…

Berkan Meral Çarşamba, Ağustos 31, 2011

Yağı Unutmak


Bir tüccarın her zaman ben mutsuzum diyen bir oğlu varmış. Tüccar mutluluğun sırrını öğrenmesi için oğlunu zamanın en bilge kişisinin yanına yollamış. Delikanlı o bilge kişiye ulaşmak için çölde kırk gün yürüdükten sonra bir tepenin üzerinde bilgenin sarayını görmüş. Muaazam bir saraymış. Hemen oraya tırmanmış ve bilge ile görüşmek istediğini söylemiş. Bilge ile görüşmeyi beklerken salonda hummalı bir hareketlilik varmış. Salon çok kalabalık bir tarafta orkestra ezgiler çalarken, insanlar kendi aralarında sohbet etmekte ve bilge kişiyle görüşmek için sırasını beklemekte. Görüşme sırası kendine gelince delikanlı bilgeye mutluluğun sırrını sormuş. Bilge şu an anda sana bunu öğretmeye zamanım yok… sen şimdi çık sarayı dolaş gez etrafa bak iki saat sonra gel deyip çocuğun eline bir kaşık tutuşturmuş ve içine iki damla yağ damlatmış: “sarayda dolaşırken bu kaşığı elinde tutacak ve yağı dökmeyeceksin” demiş. Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkarak sarayın içini dışını bir güzel gezmiş, ama gözünü elindeki kaşıktan hiç ayırmıyor, yağın dökülmemesi için çok dikkat ediyormuş. İki saat sonra Bilgenin yanına gelmiş. Bilge: Sarayı gezdin mi deyince, Genç: Evet gezdim çok büyükmüş demiş. Bilge: Peki salondaki acem halılarını gördün mü, duvardaki tabloları, bahçıvanımın on yılda emek çekerek meydana getirdiği o güzel bahçeyi, rengarenk çiçekleri gördün mü ve kütüphanede kitapları? Sorular karşısında delikanlı hiçbir şey görmediğini itiraf etmiş. Çünkü bilgenin verdiği yağı dökmemek için çabaladığından başka bir şeye dikkat edemediğini söylemiş. Bilge öyle ise tekrar çık çevrendeki harikaları iyice tanı oturduğu evi tanıyamayan mutluluğun sırrını öğrenemez demiş. Delikanlı kaşığı tekrar eline alarak sarayı gezmeye çıkmış bu sefer her şeyi inceden inceye görüp bahçeyi çiçekleri duvardaki tabloları bütün sanat eserlerini büyük bir zevk ve heyecan ile incelemiş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini ayrıntıları ile anlatmış. Bilge: Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede diye sormuş. Kaşığa bakan delikanlı kaşıktaki yağın dökülmüş olduğunu görmüş. Bilge: İşte oğlum dünyanın bütün harikalarını görerek mutluluğun sırrını öğrenebilirsin, ancak kaşıktaki yağı unutarak…

Berkan Meral Çarşamba, Ağustos 31, 2011