Eğitim-Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim-Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Temmuz 2011

Küllerimizden Doğarken

Rengârenk bahçenin masmavi deniz kokusunda, yemyeşil çimen kokusunda karartılmaya çalışılan bir gül. Siyah puslu bir gecenin ardından yağan bembeyaz karı delmeye çalışan bir kardelen edâsıyla çırpınan, küllerinden doğmaya çalışan bir Anka kuşu. Ya da ölümü beklercesine yalnız bırakılmış ve şairin ifadesiyle “Ne buğday tanesi ne de rüzgâr sadece bir yalnızlık ve garip ecel duygusu”. Aslından onun adı sevgi, onun adı hoşgörü. Tanrı dağları kadar dik başlı, Yesevi’nin ocağında yanan ateş gibi sıcacık. Çin saraylarını basan Kürşat ve atının nallarını İstanbul surlarına süren Fatih gibi atılgan ve çevik. Onun adı “Türkçe”.Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar binlerce yıldır var olan ve dünyayı fethetme tutkusunu içinde barındıran, zehirli sarmaşıklarla çepeçevre sarılmış olmasına karşın ümit var olan Türkçe.

Akif’in dilinde istiklâl olmuş, Necip Fazıl’da Sakarya, Atsız için bir kahramanlık, Serdengeçti için bir ağıt. Bazen de Nazım’ın dizelerinde bir yıldız ya da kayın ormanı.

Onu güzelleştirdiği iddia edilen zehirli sarmaşıklardan uzak. Evet, belki bugün uzaklaştık o sarmaşıklardan, elimizden geldiğince arındık, tertemiz olduk belki de. Ancak kaktüsleri göremeyecek, devetabanlarını göremeyecek kadar körleştik. Kültür emperyalizminin eline düşen bir bahçıvan makasıyla gürleşmesi için budarcasına değil, kökünü kurutmak istercesine katlediyoruz dilimizi. Büyük kar yığınları altında güneşi ümitle bekleyen kardeleni boğuyoruz. Sarmaşıklardan arınıp tam da yeniden küllerimizden doğacakken küllerimizde boğuyoruz kendimizi. Ziya Gökalp’i, Namık Kemal’i kendi elimizle yok ediyoruz. Yahya Kemal’in akıncılarını “Sessiz Gemi”sine bindirip uzaklara gönderiyoruz. Isparta güllerinin yerinde ithal orkideler dolup taşmış. Gül bahçemize Amerikan çöllerinden kaktüsler girmiş sinsice ya da gerçek yüzünü göstermeden gelen Avrupalı lâleler.

Sorguluyor muyuz acaba kendimizi? Neden, Nasıl, Niçin… Kurtulmak için ne yapıyoruz acaba bu dil yozlaşısından. Daha doğrusu yanlışın nerede olduğunu görebiliyor muyuz? Evet, yanlış apaçık ortada ve cevap Attila İlhan’ın satırlarında haykırıyor. “Giydiğimiz batının deli gömleği”. Bu deli gömleğini çıkarmak zorundayız artık, kurtarmak zorundayız dilimizi emperyalizmin kirli ellerinden. Evet, hepimiz yapmak zorundayız bunu. Elimizi taşın altına koymak zorundayız. Bir adım geri çekilerek olmaz, bir adım daha ileri atarak. Tanrı dağları kadar dik başlı ve Yesevi’nin ocağında yanan ateş gibi sıcacık sevgi dili için, Türkçe için…

Yazar:Metehan Çağrı
Kaynak:Söz Konusu

Berkan Meral Cumartesi, Temmuz 02, 2011

08 Haziran 2011

Ortalama Hesaplama

Gazi Üniversitesi dönem sonu ortalama hesaplama;




Buçuklu kredi hesaplarken ondalık kısmı , (virgül) ile ayırmalısınız! Aksi halde, aradaki . (nokta) hesaba katılmayıp, krediniz on katına çıkar.

Örneğin dersinizin kredisi 3.5 ise, 3,5 olarak yazmalısınız. Eğer 3.5 yazarsanız bu 35 kredi olarak hesaba katılacaktır.

Daha önce paylaştığım Dönem Sonu Not Ortalaması Hesaplayıcısı 2. sürümü ile tekrar burada. Hem de bu sefer, notları girip sayfayı yenilemenize gerek yok. Gerçek zamanlı hesaplanıyor.

Berkan Meral Çarşamba, Haziran 08, 2011

26 Eylül 2010

Dil Bayramı


İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında 1932 yılında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 78 yıl önce, 12 Temmuz 1932’de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde dil ve tarih, Atatürk’ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara “Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?” diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine “Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.

Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.

Berkan Meral Pazar, Eylül 26, 2010

18 Eylül 2010

Çalışmak Nedir?

"Allah'ın kulu ol ve dünyada atlar gibi yürü!Cenaze gibi başkalarının üzerine binen ve nimete nankörlük eden kişi ister ki,herkes kendisini taşısın.
Kendi yükünü kendine yükle!Baş olmayı da isteme!Allah'a tevekkül edeceksen,çalışarak tevekkül et!
Çalışmak da haktır,dert de,ilaç da...
Ancak inkarcılar çalışmaya karşı çıkarlar.Sen çalış da nasibinde hazine varsa, o da senin peşinden gelir.
Takdir haktır,ama çalışmak da haktır...
Damarlarımızda kan kaynadıkça,yeni bir dünyaya doğru yürümeliyiz.Kan nasıl uyur?Hele bizim damarlarımızdaki kan...Gönül sahibi olgun kişiler bilirler ki,on sekiz bin alemde durup dinlenme yoktur."

Hz.Mevlana

Berkan Meral Cumartesi, Eylül 18, 2010