09 Eylül 2010

Atatürk Suçludur


Biz, asıl suçluyu bir kenara bırakıp suçsuzlarla uğraşıyoruz!
Evet... Bugünkü ortamın tek suçlusu Atatürk'tür!..

Eğer bugün 72 milyon insanımız, Batı Trakya'daki Türkün durumunda değilse, bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'te, kişi başına düşen ulusal geliri 70 dolar olan bir toplum, şimdi 2700 dolara ulaşmışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1929 - 39 yılları arasında, bütün dünyada sanayi üretimi yüzde 19 artarken, Türkiye'de yüzde 96 artmışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer Türk işçisi, Batı'daki gibi, çocuk yaşta yeraltında günde 14 - 16 saat çalıştığı dönemler yaşamamışsa; bir oy hakkı için bile, Fransız işçisi gibi, 59 yıl kanlı bir savaşım vermek zorunda kalmamışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer Türk kadını; yasal olarak erkeğine eşitse; "köle" değilse, seçme ve seçilme hakkını, Fransız kadınından bile önce elde etmişse; kadınlar bugün Türkiye'de vali, bakan, başbakan bile olabiliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'te Darülfünun'daki öğrenci sayısı 2100 olan bir Türkiye'de, bugün yüzbinlerce genç üniversitelerde okuyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer açık havadaki klasik müzik konserlerini onbinlerce genç izliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer şeyhülislamlar "fetva" verip Kuran'ın Türkçe basımını engelliyorsa; ezanlar düşman bayraklarının gölgesinde okunmuyorasa; bunun suçlusu odur!

Eğer bugün, Köy Enstitülü binlerce köylü çocuğu,kültür yaşamımıza damgalarını vurabiliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'lerde Ortaçağ karanlığında yaşayan bir toplum, bugün 21. yüzyılın aydınlığında bir ölçüde yaşayabilmişse; bunun suçlusu elbette ki odur!

* * *

Atatürk'ün suçları saymakla bitmez.

Bir zamanlar kralların, şahların, cumhurbaşkanlarının, başbakanların Ankara'yı ziyaret için kuyruk olmalarının sorumluluğu da Atatürk'e aittir... Baskı rejimlerinden kaçan yüzbinlerce Batılı bilim adamının bir zamanlar Kemalist Türkiye'yi seçmesinin sorumluluğu da...

Faşit Mussolini'nin bile Türkiye'yi "Avrupalı" saymasının günahı da...

Ama suçlunun suçlarının iyi anlaşılabilmesi için, suçsuzların suçsuzluklarının da unutulmaması gerekir.

Sokaktaki adamın bile "miras hakkı"na dokunulmaz iken... Atatürk'ün vasiyetini çiğneyerek, Türk Dil ve Tarih Kurumlarını devletleştiren, Atatürk'ün miras gelirlerini, devletin aldığı memurlara dağıtan "beş general" suçsuzdur!

"Ben Atatürkçüyüm ve laikim" diyerek, din derslerinin zorunlu olması hükmünü anayasaya koydurtan, Alevi'nin, Hristiyan'ın, Yahudi'nin, "Sünni inancı"nı öğrenmesini zorunlu hale getiren, Marmaris'teki emekli adam suçsuzdur!

Köy Enstitülerini kapatırken imam-hatip liseleri açanlar... Laik liselerde eğitim görenlerin sayısı son 20 yılda 3 kat artarken, imam-hatip okullarını bitirenlerin sayısının 14 kat artmasını sağlayanlar... Menderes'ten, Demirel'e, Özal'dan Yılmaz'a, tüm "Atatürkçü laik" başbakanlar suçsuzdur!

Milli Eğitim Bakanlığı'nı şeriat yanlılarının işgaline terk edenler... Sağlık ve Tarım Bakanlıklarını şeriatçılara peşkeş çekenler... İçişleri Bakanlığı'nın yapısını bozup valilerin, kaymakamların, emniyet müdürlerinin şeriatçı olması için kollarını sıvayanlar... Hepsi, hepsi suçsuzdur!

Asıl suç, Harp Okulu'nu şeriatçılara açmamakta direnen Kemalistlerdir!..

Sokaktaki adama küfreden suçludur; ama Atatürk'e küfreden suçsuzdur!..

* * *

Erbakanlar, Mezarcılar, Dicleler... Holding solcuları, numaracı cumhuriyetçi liboşlar... Şeriatçı, Kürt ırkçıları...

Hepsi de haklılar!

Onların ayaklarının altına halıları kim döşedi?

1950'den beri bu ülkeyi yönetenler değil mi?...

Kaynak:A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 2 Mart 1994 ( Kemalizm Laiklik ve Demokrasi

Berkan Meral Perşembe, Eylül 09, 2010

Bugün Bayram

Barış Manço-Bugün Bayram | ................



Tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı kutlar ve tüm dünya insanlarına barış ve mutluluk getirmesini dilerim.

Berkan Meral Perşembe, Eylül 09, 2010

04 Eylül 2010

İnsanlık İçin

43 yaşında ve 2 çocuk annesi olan Sakine Muhammedi Aştiyani, Mayıs 2006’da iki erkekle “yasadışı ilişki kurmaktan” mahkûm oldu ve 99 kırbaç cezasına çarptırıldı. Cezası infaz edilmiş olmasına rağmen, şimdi de “zina” suçundan mahkûm edilen Aştiyani, recm cezasına çarptırıldı.
Sakine Muhammedi Aştiyani, şu anda İran’ın kuzeybatısındaki Tebriz Cezaevi’nde tutulmakta ve her an idam edilmeyi bekliyor. Uluslararası protestoları takiben Tebriz’deki yetkililer, 7 Temmuz’da İran’ın en yüksek adli makamına başvurarak recm cezasının asılarak idam cezasına çevrilmesini talep ettiler.
10 Temmuz’da İran’ın İnsan Hakları Yüksek Konseyi Başkanı Aştiyani’nin cezasının yeniden inceleneceğini duyurmakla birlikte, İran yasalarınım recm cezasına izin verdiğini tekrarladı.
14 Temmuz’da Sakine Muhammedi Aştiyani’nin oğlu Sayid Kaderzade Tebriz Merkez Hapishanesi’ne çağrıldı. Kendisinin İstihbarat Bakanlığı yetkililerince sorgulandığına ve annesinin davası ile ilgili basına bundan sonra röportaj vermemesi konusunda tehdit edildiğine inanılıyor.
Sakine’nin hayatı hala büyük risk altında… LÜTFEN İranlı yetkililerden Sakine’nin mevcut hukuki durumuna açıklık getirmelerini, gerekli hukuki düzenlemeleri yaparak bir ceza infaz yöntemi olarak recm cezasını kaldırmalarını ve ölüm cezasının yanı sıra “zina” için verilen kırbaçlama ya da hapis cezaları gibi diğer ceza infaz yöntemlerini de yasaklamalarını talep eden bu dilekçeyi imzalayın.

Berkan Meral Cumartesi, Eylül 04, 2010

03 Eylül 2010

Kral'dan Hayat Dersi

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuş olup bitenleri seyre koyulmuştu.

Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek coğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylu çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.. "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylu, bugün dahi pek coğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."

Berkan Meral Cuma, Eylül 03, 2010

01 Eylül 2010

Prizden İnternet Bağlantısı


Kablo çekmekle uğraşmayın, internete duvardaki prizlerden bağlanın.

Haber, İnternet artık prizlerde, Kablo çekmekle uğraşmayın, internete duvardaki prizlerden bağlanın.

Western Digital, WD Livewire Powerline AV Ağ Kitini pazara sürdü. HomePlug AV uyumlu WD Livewire, son kullanıcının evindeki mevcut elektrik prizlerini kullanarak evin her yerine güvenli ve dayanıklı yüksek hızlı internet bağlantısı ulaşmasını sağlıyor.

WD TV medya oynatıcılarını tamamlar nitelikte olan WD Livewire Powerline AV Ağ Kiti, son kullanıcıların kolay ve ekonomik bir şekilde HD video içeriklerini ev eğlence merkezine taşımasını ve büyük dosyaları transfer etmesini ya da çok kullanıcılı online oyunlar oynamasını sağlıyor ve tüm bu işlevleri evin etrafında ağ kabloları dolandırmadan yapıyor. Kitin içindeki iki adaptörden çıkan dört bağlantı noktası ile son kullanıcılar router ve yedi ek cihazı yüksek hızlı ağlarına bağlayabiliyor.

HomePlug AV teknolojisine sahip WD Livewire AV Ağ Kiti kullanıcılara saniyede 200 mb'e ulaşan hızda data transferi sağlarken, 7 cihaza kadar da full hd 1080p videoların hatasız geri oynatımını mümkün kılıyor.

Kurulum bir lambayı prize takmak kadar kolay. Kullanıcıların odalar arasında mevcudun dışında yeni kablo çekmesine gerek kalmıyor. Yapılacak tek şey kitin içindeki adaptörlerden birini routera ve bir elektrik prizine takmak, diğer adaptörü de kablolu ağ bağlantısına ihtiyaç duyulan bir çıkışa takmak. Kullanıcılar dört bağlı cihaza video indirebildikleri gibi, routerlarında da üç ek ağ çıkışı elde edebiliyorlar.

Entegre bir eğlence çözümü için, kullanıcılar dijital medyayı WD’nin My Book World Edition ev network sürücüsüne depolayabilir, fotoğraf, Müzik ve HD videoları WD Livewire Powerline AV Ağ Kit bağlantısı ile evdeki WD TV serisindeki herhangi bir medya oynatıcıya veya diğer DLNA-uyumlu cihaza aktarabilirler.

WD Livewire Proline AV Ağ Kiti için tavsiye edilen satış fiyatı 129 avro.

Kaynak:Cnet Türkiye

Berkan Meral Çarşamba, Eylül 01, 2010

31 Ağustos 2010

Ufak Bilgiler

IP Ban ;
IP Ban kullanıcının modeminde o an kullandığı IP üzerinden giriş yapamasıdır ama IP Adresi Değiştirip tekrar girebilir.
Static Ban ;
Static Ban yine IP ban gibidir ama ne kadar IP'ni değiştirirsen değiştir birdaha asla giriş yapamazsın.

Berkan Meral Salı, Ağustos 31, 2010

Mutluluk

Her yerde bu tür yazılar okuyorsunuzdur, herkes kendince "mutluluk" tarifleri yapıyordur. Ben yıllardır mutluluk kavramına net bir tarif getiremedim. Hatta hiçbir tarif getiremedim. Şu ana kadar mutluluk denildiğinde verebildiğim tek kesin yanıt: "inandıklarım, yerine getirdiğim ödevlerim, sorumluluklarım ve ailem" oldu. Bundan sonra da yine bunlardan başkası olamayacak sanırım. Başka seçeneklere de şans verdim ama sonuç çıkmadı... Şu an "mutluyum" diyebiliyorsam bunlara borçluyum.

Eminim sizlerin de mutluluk hakkında bir sürü söyleyecekleriniz vardır. İşte bir alıntı yazıyla "mutluluk" Yazıyı okuduktan sonra siz de yanıtlayın; Mutluluk nedir? Nerededir?

Mutluluk Nedir?

Kimimiz parada ararız mutluluğu,kimimiz sevgilide…
Kimimiz ailemizde,kimimiz ise sağlıkta…

Ama hepsinde bir "arayış" ve "yetinmeme" söz konusudur. Belli bir miktar paramız olduğunda mutlu olacağımızı düşünürüz o kadar para kazanınca yetmez,daha fazlasını isteriz. Evimiz olur bu kez bahçe içinde bir tane daha isteriz. Araba alırız bu kez rengini yada modelini değiştirmeye çalışırız. Bizi seven birileri olsun diye dua ederiz onu bulduğumuzda da kıymetini bilmeyiz. İnsanoğlu yapısı böyle her zaman daha fazlasını elde etmek için uğraşırız, arada kaybettiklerimizin farkına vardığımızda ise iş işten geçmiş olur.

Aslında düşünüldüğünde mutsuz olmak içi o kadar sebep var ki! Dünyada büyüklerin hırsları yüzünden katledilen, minikler var mesela. Çocuğunu korumak için kendini siper eden babanın fotoğrafını mutlaka görmüşsünüzdür. Yada Afrika'da çocuğu yemek için ölmesini bekleyen akbabayı hatırlıyorsunuz değil mi? Her yerde yayınlandı çünkü bu fotoğraf. Ne yapılıyor onlar için? Ne yapıyoruz yada yapabiliyoruz? Çok uzağa gittiysem ülkemize döneyim. Geçen yıl Malatya'da çocuklara yapılan işkenceyi hatırlayın, kıyamet kopmuştu o zamanlar, günlerce haber bültenlerinde yayınlandı içimizi dağlayan görüntüler, televizyon karşısında ağladık bir çocuğumuz,lanet ettik oradaki insanlara belki de… Peki şimdi oradaki çocuklar ne durumda? Hiçbir yerde herhangi bir bilgi yok. O olaylardan bir süre sonra medyada gitmedi, unutan bir milletiz biz bunu da unuttuk tıpkı unuttuğumuz bir çok şey gibi…

Bunları düşününce mutlu olmak, gülümsemek gelmiyor insanın içinden. Ama sonra düşünüyorum,biliyorum ki bizim halkımız duyarlı, sağ duyulu Malatya'da ki çocukları hala ziyarete gidiyorlar. Kız çocuklarının okuması için kampanyalar düzenleniyor ve bütün halk destek veriyor bu kampanyalara. Okullar için kampanyalar, kermesler düzenleniyor ve o bölgedeki herkes katılıyor,destekliyor bütün bunları. Sonra Afrika'daki çocuklar için ayrı kampanyalar düzenleniyor. Iraktakiler içinse yapılabilecek olanlar yapılıyor. Pakistan'da ki felaketi hatırlayın. Neler yapıldı o bölgede insanlar için. Yardımlar esirgenmedi.Bunları görünce de mutlu oluyor insan…
Bir arkadaşım birgün "Bana mutluluğu birkaç cümle ile anlatır mısın?" diye sorduğunda hiç düşünmeden arka arkaya sıraladım cümleleri…

Mutluluk: Bir çocuğun gülümsemesidir
Mutluluk: Bir çocuğun kalbini kazanabilmektir
Mutluluk: Bir çocuğu güldürebilmektir
Mutluluk: İyi bir evlat, iyi bir kardeş, iyi bir arkadaş, iyi bir dost ve iyi bir sevgili olabilmektir
Mutluluk: İçten söylenebilen "seni seviyorum" dur
Mutluluk: Onu deli gibi severken onunda sizi sevdiğini bilmenizdir
Mutluluk: Onun iyi olduğunu bilmektir
Mutluluk: Size verilen değerdir
Mutluluk: Uzakta da olsa seni seven birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Akşam okuldan yada işten eve döndüğünde kapıyı açan ve gününün nasıl geçtiğini soran birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Her şeyden bıkıp hayattan koptuğun anlarda sana güzel günlerini hatırlatan ve asla seni bırakmayan arkadaşlara sahip olmaktır.


Her şeye rağmen şu anda inanılmaz mutluyum,içimde inanılmaz bir heyecan var.Hayata yeniden tutunmuş,yeniden doğmuş gibiyim.Mutluyum işte :)

Berkan Meral Salı, Ağustos 31, 2010