03 Nisan 2011

Bayrağım



Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !



ARİF NİHAT ASYA

Berkan Meral Pazar, Nisan 03, 2011

24 Şubat 2011

Visual Studio artık Türkçe


Microsoft, Visual Studio 2010’a Türkçe dil özelliği ekleyerek Türk yazılım geliştiricilerin yüzünü güldürdü.

21. yüzyılının sonuna geldiğimizde birçok yerel dilin hızla yok olmasından dolayı UNESCO, 1999 yılında kültürel çeşitliliğin ve yerel dillerin korunması için 21 Şubat’ı Uluslararası Anadil Günü ilân etti. Dünyada yaklaşık 6000 farklı yerel dilin konuşulmasının kutlandığı bugünde Microsoft, Visual Studio 2010’a Türkçe dil seçeneği ekleyerek Türk yazılım geliştirici ve son kullanıcıların Visual Studio teknolojisini çok daha verimli kullanabilmelerini sağlıyor.

Microsoft, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’nde globalde Office 2010, Windows 7 ve Visual Studio 2010’a eklediği yeni dil seçenekleriyle bugünün önemini destekliyor ve kutluyor. Visual Studio 2010’a eklenen yerel dil seçeneklerinden biri olan Türkçe ile Türk kullanıcılar artık teknolojinin getirdiği yenilikleri kendi dillerinden takip ederken programın tüm özelliklerini kolayca kullanabilecek.

Çokdilliliğin ve kültürel çeşitliliğin devamlılığına katkı sağlayan Microsoft, Türkçe’nin de içinde yer aldığı Microsoft Yerel Dil Programı’nda 1.7 milyar kişinin konuştuğu yerel diller ile yazılımlarını buluşturuyor.

Kaynak:cnetturkiye.com

Berkan Meral Perşembe, Şubat 24, 2011

15 Şubat 2011

Güle Güle Kaptan


Yıllardır Beşiktaşımıza verdiğin hizmetlerden dolayı teşekkürler,yolun açık olsun Deli İbrahim...

Berkan Meral Salı, Şubat 15, 2011

13 Şubat 2011

Olmayan Şey

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:
- Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş.
Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:
- Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş.
İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:
- Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş.
Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:
- Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister demiş.

Berkan Meral Pazar, Şubat 13, 2011

07 Şubat 2011

Bir İlk Daha...


Beşiktaşlı kardeşlerim, 'Türkiye'nin ilk ve tek sanal Beşiktaş taraftar dergisi' olarak çıkardığı 'siyahlabeyaz'ın şubat ayı sayısını tanıttı.

Derginin şubat ayı sayısı şu şekilde tanıtıldı:

"Değerli okuyucular,

Türkiye'nin ilk taraftar dergisi olan 'siyahlabeyaz' şubat sayısında da okuyucularla buluşmanın heyecanını yaşıyor. Yapılan muhteşem transferlerle gücüne güç katan takımımız gibi, siyahlabeyaz dergi ekibimizde aldığı bu taze kanla şubat sayısını özenle hazırladı.

Bizim ayrıcalığımız taraftarı yansıtmamız ilkesinden ödün vermeden, dile gelip söylenemeyenleri özgür ve cesur kalemlerin yorumlarıyla camiayla paylaşmak. Siyahlabeyaz Şubat sayısında da gene muhteşem bir 'kapak'la olduğu gibi, birebir tribünden izlenen maçların yorumları ve özenle seçilmiç konu başlıklarıyla Beşiktaş taraftarına ayrıcalığını hissettiriyor. Ocak sayısında taraftardan aldığı tam not ve destekle yoluna hızla devam eden dergimizin şubat sayısı başlıkları ise şöyle...

Yazılar

Şampiyon Sensin - Koray Koyuncu
Anlamasın Kimse Bu Aşkı - Bora Özkan
Bu Takımı Kimse Unutmayacak - Oğuz Akdeniz
Siyah, Beyaz ­ Defne Özalp
Kadim Dostlar ve Beşiktaş - Taner Özkan

Konular

Kartal Yuvası ürünlerimiz
Kartalnet Beşiktaş'lı internet
Haber 1903 Beşiktaş'ın Kalbi
Beşiktaş'a Veda Edenler
Kelimeler Yetmez Beşiktaşk'ı Anlatmaya

Kapak Konusu: Manuel Fernandes, Simao Sabrosa, Hugo Almeida
Türkiye Kupası Ve Lig Maçlarından Anlatımlar
Artık Tekme Atmayın, Delikanlı Gibi Oynayın
Keyifler Yerinde, Peki Ya Performanslar
Taraftar Köşesi"

Kaynak:mynet.com
Dergiye göz atmak için tıklayın...

Berkan Meral Pazartesi, Şubat 07, 2011

04 Şubat 2011

Haydi Anadolu

"Biz;Horon kadar Karadeniz,Zeybek kadar Egeyiz...Karşılama kadar Trakya;Bar kadar,Halay kadar,Semah kadar Doğuyuz,Güneydoğuyuz,ANADOLUYUZ!..BİZ TÜRKİYE'YİZ;TÜRKİYE,BİZİZ..."

Berkan Meral Cuma, Şubat 04, 2011

24 Ocak 2011

Vurulduk ey halkım!



Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım unutma bizi...

Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...

Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu, insanlık sustu.

Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık önlerine. sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun'daki köylüler, sizin için öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğudaki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler sizin için öldük. Adana7da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.

Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...

Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komunist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.

Vurulduk ey halkım unutma bizi...
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eli değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler , bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi., hep birlikteyiz ey halkım,
unutma bizi,
unutma bizi,
unutma bizi...


Sesleniş, Uğur Mumcu
Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi,25/08/1975

Berkan Meral Pazartesi, Ocak 24, 2011